Thomson Kitabevi 'Miller'
MILLER Edinburgh I Hava iyice soğumuştu; kaldırım taşlarının güneş ışığıyla ısınma umudu artık tamamen yitmişti. "Şehrin nemli nefesi sokağın her yanına sinmiş, cadde ağır bir sessizliğe bürünmüştü. Sabahın erken saatleriydi, şehrin terk edilmiş banliyö hattındaki vagon evimin o dar ama sıcak mutfağında hazırladığım kurabiyeleri fırından çıkardım. Dışarıya, bahçeye çıkmak için sabırsızlanan kedilerimin peşinden ben de hızlanıp, her sabah olduğu gibi onlarla birlikte çıkıp kitabevimin yolunu tuttum." Kapıyı açtığımda duyduğum o eski kâğıt kokusu, günümü her zaman güzelleştirirdi. Buranın yalnızca bir iş yeri değil, benim kalem olduğunu bir kez daha hissettim. Kurabiyeleri tabağa dizip sert kahvemi masama koyduktan sonra, yeni hikâyeler fısıldayan daktilomun başına geçtim. O gün kitabevi her zamankinden kalabalıktı. Herkesin kendi dünyasına dalıp kitaplara gömülmesi içimi ısıtan bir tabloydu. Daktilomun tuşlarıyla baş başa kalalı henüz birkaç saat olmuştu ki otuz yaşlarında, s...