Thomson Kitabevi 'eilidh'
Eilidh ve Yeni bakış Yeni bir gün, yeni bir mürekkep lekesi demekti benim için. Dükkanın kapısını açtığımda karşılaştığım o kadim kâğıt kokusu, her zamanki gibi sadık bir dostun selamı gibiydi. Yol boyu yanımdan ayrilmayan şiir ve mısra kitabevimden içeri girer girmez içeri rafların aralarına sızmışlardı bile. Musterilerim gelmeden gizli yollarını arşınlamadan, ben daktilomun başına geçmeden önce dükkanı "iyileştirmeye" karar verdim. Bazı günler, kitaplar bile dinlenmeye ihtiyaç duyardı. Tozlarını alırken onlarla fısıldaşmak, bir çevirmenin kelimelerle olan bitmek bilmeyen randevusunun en sessiz parçasıydı. Tam o sırada kapıdaki pirinç zil, dükkanın sabah mahmurluğunu dağıtan berrak bir ses çıkardı. İçeriye giren ilk kişi, isminin tınısı bile güneşli bir günü müjdeleyen Eilidh’ti. Onu en son aylar önce, omuzlarında ağır bir hastalık yüküyle uğurlamıştım. Şimdi ise karşımda duran kadın, sanki bütün o ağrılı cümleleri silmiş, yerine umut dolu ünlemler yerleştirmiş bir şiir gib...