Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Thomson Kitabevi 'eilidh'

Eilidh ve Yeni bakış  Yeni bir gün, yeni bir mürekkep lekesi demekti benim için. Dükkanın kapısını açtığımda karşılaştığım o kadim kâğıt kokusu, her zamanki gibi sadık bir dostun selamı gibiydi. Yol boyu yanımdan ayrilmayan şiir ve mısra kitabevimden içeri girer girmez içeri rafların aralarına sızmışlardı bile. Musterilerim gelmeden gizli yollarını arşınlamadan, ben daktilomun başına geçmeden önce dükkanı "iyileştirmeye" karar verdim. Bazı günler, kitaplar bile dinlenmeye ihtiyaç duyardı. Tozlarını alırken onlarla fısıldaşmak, bir çevirmenin kelimelerle olan bitmek bilmeyen randevusunun en sessiz parçasıydı. Tam o sırada kapıdaki pirinç zil, dükkanın sabah mahmurluğunu dağıtan berrak bir ses çıkardı. İçeriye giren ilk kişi, isminin tınısı bile güneşli bir günü müjdeleyen Eilidh’ti. Onu en son aylar önce, omuzlarında ağır bir hastalık yüküyle uğurlamıştım. Şimdi ise karşımda duran kadın, sanki bütün o ağrılı cümleleri silmiş, yerine umut dolu ünlemler yerleştirmiş bir şiir gib...

Sıfırıncı Bölge

Sıfırıncı Bölge Oryantasyon Sempozyumu (Yıl 2285) Amfideki ışıklar söner. Sahnenin ortasında devasa, üç boyutlu bir hologram belirir. Hologramda birbirine paralel duran ince şeffaf kumaş katmanları vardır. Baş Operatör: "Bakın beyler, bayanlar... Şu an gördüğünüz şey, evrenin dokusu. Birbirine değmeden duran binlerce paralel gerçeklik. Normalde bu katmanlar asla birbirine temas etmez. Ama 21. yüzyıldan itibaren insanlık, zamanın doğasıyla o kadar çok oynadı ki, artık bu kumaşlar aşındı." (Hologramda iki kumaş katmanı birbirine sürtünür ve arada parlak, cızırtılı bir delik açılır.) "İşte bu bir Yırtık. Bu delik açıldığında, diğer taraftaki bir nesne veya kişi bizim tarafımıza 'sızar'. Eğer o sızıntıyı zamanında yamamazsanız, iki evren o noktadan birbirine kaynamaya başlar. Bu ne demek biliyor musunuz? New York’un ortasında bir anda 12. yüzyılın vebası yayılabilir ya da Roma İmparatorluğu'nun ortasına bir hidrojen bombası düşebilir. Gerçeklik çöker." Genç...

Nykos

​I. BÖLÜM: Nykos’un Sağır Sessizliği ​Nykos’un öğle sıcağı, insanı sadece terletmez; aynı zamanda sustururdu. Ege’nin tuzuyla kavrulmuş rüzgâr dar sokaklardan geçerken, sanki birilerinin fısıltısını taşıyor ama kimse o fısıltıya kulak asmaya cesaret edemiyordu. Roma’nın bu uzak ama gururlu eyaletinde düzen, her şeyin üzerindeydi. Statüko, mermer kadar sert ve değişmezdi. ​Kyra, pazar yerinin en uç köşesinde, bir incir ağacının gölgesinde oturuyordu. Önündeki sergide ne mermer işlemeler ne de pahalı şaraplar vardı; sadece kurumuş dağ kekikleri, bir miktar kükürt ve kimsenin adını bilmediği acı kökler... Şehirde ona "Şaman" demiyorlardı. Roma yasalarına göre "kâhinlik" ve "büyücülük" devletin temellerini sarsacak kadar tehlikeli işlerdi. O, halkın gözünde sadece **"Otacı Kadın"**dı; geceleri rüyasında gördüğü ağrıları gündüzleri otlarla dindiren, toplumun kıyısında yaşayan bir gölge. ​Ancak Kyra’nın bir yeteneği vardı: Gözlerini kapattığında, sadec...